26 Aralık 2011 Pazartesi

"bir çift iri, sevdalı, yeşil gözleri vardı"

kuş yuvası dediğin saman çöpünden ev. anne kuş yapar genelde. çöpleri filan alır ağacın en sağlam yerine taşır. sonra yumurtalarını koyuyodur heralde. nasılsa o yumurtalardan sarı civcivler çıkıyodur. sonra çizgi filmlerdeki gibi anne kuş civciv kuşlara solucan getirip ağzıyla besliyodur. şimdi gecenin bu saatine bu şefkatli hikaye nerden aklıma geldi? bi kaç gözyaşı döktüm. kedinin patileri kafamda gezdi. kuş uçtu. kedi kuşa bakmadı, patisiyle beni seviodu. çünkü bazı kedilerin patilerinden mırmırlık akar, evet.
kış günü çok soğuk. bulutlardan şekil yapmayı unuttum. çünkü artık kelimelere de şekil vermeyi unuttum. bunlar bir arada yapılan şeylerdi. bu yüzden bulutlarla kelimeler içiçe geçerdi. çimenlerin üstünde orada, sadece biz ve bulutlar.
sen böyle açık bir güneşin altına uzanmış, yeşil bi selam çakıyosun uzaktan. ben mavi koşuyorum, kırmızı yanına geliyorum, mor dumanlar peydah oluyor. sonra zat-ı sen yasemin kokuyorsun.nerden bulmuşsan yasemine bürünmüşsün. ben bu kadar çiçek kokmak kadınlığa iyi değil diyorum, sen bu lafları nerden öğrendin diyorsun. gülüyoruz, yaseminlerini bana da uzatıyosun, koku beyaz.
sana söyleyebilceğim hiçbir cümlenin altının çizili olmadığını fark ediyorum. çünkü ben artık konuşamıyorum. aylarca yanından geçtiğim merhabalar, hepiniz birleşin, doluşun şu kaba, altınızı çizicem diyemiyorum. halbuki ben sana söylediğim her merhabanın altını çizmek istiyorum.




Hiç yorum yok: