
Martıların çığlıklarını duyabilecek kadar istanbuldaydı..insanların çığlıklarını duyamayacak kadar istanbullu..gene içine sinmişti o,istanbul insanının hepsinde koklanabilen,o nahoş,mayhoş,serkeş koku..yürüyordu kokusuyla,ardında örgü iplikleri bırakarak..bir düğün günü gibiydi ortalık gene.kalabalıklar,süslenmiş hanım kızlar,güzellenmek için takılmış püsler..hiçbiri şu an ilgisini çekmemekteydı şekerin..bugün bi başkalık vardı hallerinde.her zaman yüzü gülerdi halbuki.her zaman insanlara severek bakardı.bu nedenleydi adının şeker oluşu.. İşi gücü yoktu.sokaklarda mızıka çalar,sokak çocuklarına mızıka öğretirdi..bir de alışkanlığı vardı şekerin.yere düşmüş,unutulmuş eşyaları toplar,eşyaların üzerlerindeki anıları çözmeye çalışırdı.o sahibinden başkasına mana vermeyen sır küplerine saatlerce bakardı.hikayelerini o yazardı.öyle ya,her eşyanın uzatmalı bir yaşadığı olmalıydı..
Ait olduklarına çok şey ifade ederdi ya eşyalar;ait olanlar da unutup gidiveriyorlardı böyle.unutuyorlardı.insanlar her şeyi unuturdu zaten.mütemadiyen.
Yere baktığı günlerden biriydi gene.arandığı.bulmak istediği.hikayeler yüklemek istediği..bir şeylere.bir kağıt buldu.kağıdı çevirdi.dünya durdu..
Bu bi fotoğraftı..bir fotoğraf ki,dünyanın dahi görmüşlüğü yoktu henüz,böyle bir gülüşü..vuruldu şeker..vuruldu,gülüşe.vuruldu,aydınlığa,vuruldu,bir gül cemale..
Nar taneleri saçıldı etrafa bi yerlerde..o gül cemalin evinde..nar;ki bereketin adıydı.aşkın meyvesiydi nar..müjdelendirdi,gül cemalliye,aşkı..anlamadı,cemali gül olan..topladı taneleri..toprağa attı.toprak sevinerek aldı içine ateş parçacıklarını..bastı bağrına,yok etti ateşi..
Ama vardı ki biri..ateşi sönmeyecekti artık.yüzü gülmeyecekti,gülüne kavuşana dek..yanıyordu..nar taneleri gibi saçılıyordu etrafa..parçalanıyordu..kanıyordu..fotoğrafı göğsünün üzerinde saklıyordu..canından bir can daha olsun diye..
Şimdi yollara düşme vaktiydi..aramak zamanıydı sevdiğini,güzelini..canının efendisini..
Biçareydi,bipervaydı..kendini unuttu,ateşi sönmedi..kendini hatırladı,ateşi daha da yandı..
Her gördüğü güzeli o sandı,odur dedi,gönlünü avutamadı.
Ve bir kez olsun göremeden sevdiğini, alamadan kokusunu,duyamadan nefesini,göğsündeki canıyla birlikte,kül oldu,havaya savruldu.
Toprağa düştü..toprağa düştüğü yerde,nar ağacı filizlendi..yeni aşklara gebe,nar ağacı..ve şeker gibiydi,ağacın narları..öylesine tatlı,ve bir o kadar buruk..
7.4.07
bilge.
Ait olduklarına çok şey ifade ederdi ya eşyalar;ait olanlar da unutup gidiveriyorlardı böyle.unutuyorlardı.insanlar her şeyi unuturdu zaten.mütemadiyen.
Yere baktığı günlerden biriydi gene.arandığı.bulmak istediği.hikayeler yüklemek istediği..bir şeylere.bir kağıt buldu.kağıdı çevirdi.dünya durdu..
Bu bi fotoğraftı..bir fotoğraf ki,dünyanın dahi görmüşlüğü yoktu henüz,böyle bir gülüşü..vuruldu şeker..vuruldu,gülüşe.vuruldu,aydınlığa,vuruldu,bir gül cemale..
Nar taneleri saçıldı etrafa bi yerlerde..o gül cemalin evinde..nar;ki bereketin adıydı.aşkın meyvesiydi nar..müjdelendirdi,gül cemalliye,aşkı..anlamadı,cemali gül olan..topladı taneleri..toprağa attı.toprak sevinerek aldı içine ateş parçacıklarını..bastı bağrına,yok etti ateşi..
Ama vardı ki biri..ateşi sönmeyecekti artık.yüzü gülmeyecekti,gülüne kavuşana dek..yanıyordu..nar taneleri gibi saçılıyordu etrafa..parçalanıyordu..kanıyordu..fotoğrafı göğsünün üzerinde saklıyordu..canından bir can daha olsun diye..
Şimdi yollara düşme vaktiydi..aramak zamanıydı sevdiğini,güzelini..canının efendisini..
Biçareydi,bipervaydı..kendini unuttu,ateşi sönmedi..kendini hatırladı,ateşi daha da yandı..
Her gördüğü güzeli o sandı,odur dedi,gönlünü avutamadı.
Ve bir kez olsun göremeden sevdiğini, alamadan kokusunu,duyamadan nefesini,göğsündeki canıyla birlikte,kül oldu,havaya savruldu.
Toprağa düştü..toprağa düştüğü yerde,nar ağacı filizlendi..yeni aşklara gebe,nar ağacı..ve şeker gibiydi,ağacın narları..öylesine tatlı,ve bir o kadar buruk..
7.4.07
bilge.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder