böyle bi yol tesiri sanki. uçuşan kelimelerin, düşüncelerin arasından kendine yol çizmeye çalışmak, çok çabuk alışıyosun, hemen teslim ediyosun saçlarını. hemen.
gitmek istediğin her karede ayrı bir kalp ağrısıyla gerçekliğe geri dönüyosun sanki. acaba bunun ne kadarı bahardan, ne kadarı.. işte gerisini doldurmaya cesaretin bile yok, sen de bunu doldurmaya değer mi diye düşünüyosun belki.
evden çıktığında yürüyosun mesela, biraz daha yürüyosun ve biraz daha ve sonra bi bakmışsın yürürken başladığın yerdesin. uçuştuğun onca yolun hiçbir tesiri kalmamış belli ki. tavana, duvarlara, evlerin camlarına üflediğin bütün nefesler bir anda boğazından içeri geri girmeye çalışıyor, tıkanıp kalıyorsun.
onca yüz görüceksin hazır ol. onca konuşmanın içine dalıcaksın hazır ol. öylece durmaya. oturup kalmaya. gitmemeye hazır ol. eline defteri alıp notlar tutmaya, bi yerde olmaya çalışmaya hazır ol. sonbahar koşuşturmalarına midendeki yumruğu hesaba katmamaya hazır ol. o yumruk duruversin orda biraz. uyuşturur, iyi eder. bi yere gitmişliğin ve bi yerden dönmüşlüğün arasında geçen zamanda ne olduysa, hepsinin karıncalanmasını boğazının içinde, en ulaşılamaz yerinde hissetmeye hazır ol.
şimdi düşün bi ağaç altı deniz kenarı, kuştüyü yastık bi de şöyle huzurla yatabileceğin bir diz. melisanın sakin kokusu içinde, tüm şehir sesleri sustuğunda ve çekirgelerin kavgasını duyduğunda. belki o zaman.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder