2 Şubat 2012 Perşembe
çamaşırhanede tante rosa, bir sevda türküsü tutturdum da gidiyom. kapıdan sen geldin. koştum hiçbişey yapamadım. halbuki, halbuki titremişti benim de ellerim. niye? lokmalar dizilmiş boğazıma.. lokmalar yeşil, yıldızlar kutupayısı. birazdan kapıdan gene sen, tante rosa demişti ki bir kere samimiyetsizce sarılmışsa bile, bir kadın, aptalca başlangıçlar, sordum kaç kere samimiyetsiz sarıldın, cevabı kayıp aklıma gelmedi, tanteyle yada senle yada benle yok öyle kolayca hesaplaşmak. ama niye rüya, hem de bu soğukta. kulağım kesiliyor. kayanın paris sıkıntısına yetişemiyorum bodlerden takip ediyorum, bir sıkıntı, ama yürüyemiyom. düşümde seni görmek istemiyorum, istemiyorum, istemiyorum. ve sanki herkes gitmiş, böyle bir yeşilik görülmedi, soğuk gene, kesti kesecek, açıktasın, tüylerin havada uçuşuyor, okyanusa varamıyosun işte, niye zorluyosun, aptal mısın. evet evet, aynen öyle, çünkü neden, çünkü bir kere bile samimiyetsizce sarılmışsa yeter bir kadına, bu yüzden kör başlangıçlar. birkadına, ütü yapmak, hele ki yaptığı ütüyse,bi yandan çocuklarına istiklal marşı öğretiyosa hele, ya da nutuk, ne farkeder,bu demektir ki oçocuk, zihninin bir köşesinde hep bir marşla yol alacaktır,inkar etse de, bu marş da gecelerden beş gece kendini tekrar edebilir, kutupyıldızına dönüşebilir, böyle şeyler olabilir. böyleşeyler olabilir, perdeler açık unutulabilir, kimsenin sesi duyulmayabilir.kaya sen söyle, başkaldırmak başkaldırmaktır, düzen düzendir, dil dildir, yeşil yeşildir ve bi çocuk ağlayabildiği kadar çocuktur(ama bu çok naif oldu). çok naif rüyalar da ayrıca, kimseye anlatılmamalıdır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder