19 Temmuz 2011 Salı

more than this

kafasında kuş yuvası olan çocuklar. biraz fantastik öyküler geliyor aklıma. mesela bi kadın varmış. sadece uyuduğunda güzelmiş. ama uyuduğunda o kadar güzelmiş ki onu uyurken gören herkes büyülenirmiş. bunlar devam etse kafamda. sadece bunları düşünsem. yada bi adam varmış mesela. elleriyle yıldızlardan elbise yaparmış. onu giyen kadınlar mutluluktan uçarmış. filan.
izmir, dolmuşların rengi mavi. ama kokusu değişik, palmiyeleri var ve biraz huzurlu gibi. böyle muğlak bi yolculukta kalbimin atıyo olması tesadüf olamaz herhalde. yol heyecanı geri geldi. ama artık cama kafamı dayayıp uzun uzun yeşili izleyemiyorum. bu da benim büyümüşlüğüm olsun. o kadar da olur.
soru sorunca cevap vermiyor ne garip, sen bi soru soruyorsun, sana yepyeni başka soru soruyor sen cevap veriyorsun, sorular hiç bitmiyor, yollara soru işaretleri mi çizsem?
sahilde gördüğüm üçüncü palmiyenin altından denize şeker atacağım. sonra iki çantayla evden çıktığımı unutup, hatta hiç çantam yokmuş gibi yapıp, uzun uzun koşacağım. güneş bana dur desin, yada benim bacaklarım kendiliğinden dursun, orda biri gelsin, kulağıma adımı üflesin, kulağıma adımı üflesin, kulağıma adımı üflesin.. üç kere üç yerimden kendimi denizde bulayım.
yakan güneşe, yürüyen ayaklarıma, soru soranlara selam olsun.
izmirde bütün şekerleri karamel yapmalı.

Hiç yorum yok: