bi sürü komik şey var. bi sürü kırık şey.
sen nassıl böyle güzel bakıyorsun anlamıyorum. yada ben seni nasıl böyle özlüyorum? bi an geliyor, kendimi sana dair şarkılarda.. neyse.
çok senli az benli bi hayat kurmaya çalıştımsa da. sen dediklerimin hepsinden ayrı bir benlik kaygısı çıktı. ben sen dedikçe onlar ben dedi, bi türlü birbirimize seslenemedik..neyse.
yolda düşündüm, yolda çiçeklere baktım, gökkuşağı gördüm, bir sürü başıboş çocuk gördüm, kapkara gözler gördüm, kırık dökük evler gördüm, leylak ağacı gördüm. yoldan geldim yoruldum, alışamadım, şehre küfrettim..neyse.
düşündüm işte, düşündüm ki gerçekten de dediği doğruymuş. demişti ki,'bence gerçek hayat, durmadan, denize doğru gitmektir.' bunun gibi bişey demişti. denize olmasa da bunun gibi bi yerere gitmekti. ama bugün aksine, la vie quotidiennein de ayrı bi tadı var canım diye düşünmedim değil. gazeteni alıp vapura biniyorsun, tanıdık yüzler, vesaire.
işte artık senin yerine bunların aklıma gelebildiği için mutluyum sanırım. daha rahat herşey.
ne ten, ne can, ne sen ben davası.
alıyorsun gazeteni vapura biniyosun. treninkenarınaoturup saçmasapanşakalar yaparak 39 saat geçirebiliyosun. hadi canım sen de, çekil hayatla aramdan artık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder