peki geçtiğin tüm sokakların, duyduğun tüm kokuların şimdiki zamanla alakası yokmuş gibi olması.sanki hepsi herşey kocaman bi hayal gibi, yani ne varsa kafana taktığın, hepsi.
bazen aşk diyorsun. diyorsun ki ten içre ten, can içre can.fakat o da hayal değil mi.ya hayalse,tüm sııkıntılarını ona doğurman.nası bi gerçekliktesin, hangi çizgi geçememiş, nerede delirememişsin?
bazen bana bakmanı istiyorum.öyle bir bak ki ten renginden kırmızıya, mora döneyim.yerden yere vurulduğum her yer kahverengi kalsın.renklerin her yerine tüküreyim sonra utancımdan.bana rengimi değiştiren her halden utanıyorum diye fısıldayım boşluğa,ses geri gelmesin.
bazen zeminin kaydığından bahsediyorsun.havada asılı kalıyormuşsun dediğine göre.öyle hallerde zaman piç olur bilirim.sıkıntının en çirkin hali gelir yüzüne oturur ve ağzından kelimeleri çıkaramazsın.
işte öyle anlarda ördeklere bakmalısın. gövdelerini beyaz kafalarına yastık yapıp uyuyan ördeklere.
ördeklere bakmalısın çünkü onlar sıkılmıyorlar, uyuyorlar ve onlar da en az insanlar kadar deli.
ben öyle zamanlarda kulenin en tepesine çıkıyorum.manzara yok ama ben gene de ölümü düşünüyorum.ama sen ördekleri düşün.çünkü onların ölümden haberleri yok.
meydanından geçtiğin tüm şehirler senin olsun.ama buradaki sen kimsin?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder