29 Temmuz 2010 Perşembe

yavaş yavaş işte o korktuğun yerlere geliyorsun.çekilmiş elleriyle havayı yoklayan insansın artık.yokluyorsun havayı ve hiçbişeybulamayangözlerle uykuna geri dönüyorsun.

uyku seni rüya şekerleriyle kandırıyor bi yerde.sen de ona kanıyorsun.

hiçbirşeydenutanmayanyüzlerle hiç bir şeyi unutamayan ellerin başbaşa çocuk.şehir sende kızarıklık yapıyor.gittikçe kahverengileşiyor kızarıklıklar,kaşıma onları,uykunda alır götürürler seni kahverengisin diye.

bu yerlerde bir türlü duramadın çocuk.herşeyisuçlayan bakışlarla baktın onlara.rüya değildi hiçbiri,hepsini sen yaşadın hiçbirşeyeinanmayaniçinle.

ama şimdi eski iç geri dönmüyor mu.

dönüyoor...

gene dönmeye başladık.o diye kısaltıyoruz adını evreni.bir ayağımız yerde

bir ayağımız havada

şehrin dehlizlerine girmek üzereyken bile uçmayı düşünüyoruz onun çevresine doğru.çünkü bildiğimiz,becerebildiğimiz tek şey onun çevresinde bir ayağımız yerdeyken bile uçarak dönebilmek.

çünkü dönüşler o dönerken o döndüğünde o.

eski iç geri dönecek.şimdi yolları geç,yerleri geç,illeri geç.yüzleri suratları geç.

suretlerini o içte bulduğunda daha fazla savurmayacaksın suratını.

bütünleş çocuk.savurduğun tüm o hoyratlığınla.incelikli zamanlara gelemedin belki ama hala bir ayağın yerde uçmayı bilebilecek kadar hissediyorsun..

Hiç yorum yok: